21/2/2007 - VE TATİL BİTER...

Uzun bir aradan sonra gelebildim çok şükür.Tatilim çabuk bitti bu
sömestir hiç anlamadan,hersey tatilimi ablamın yanında 9 gün geçirmemle başladı
Daha ilk gelişimden itibaren sana da bir blog açalım diye diye
ısrarlarına dayanamayıp Tamam aç bakalım bana da dememle başladı
katılımım.Zaten yazı,şiir,günlük tarzı yazmayıda sevdiğimden çok iyi geldi
aslında,çok beğendim.
Ama memleketime gidince,hergün bir arkadaşımla zaman geçirince ne
yazı yazabildim,ne de ilginebildim.Bir
kaç tane yazmıştım onlarıda Erzuruma gelirken evde unutmuşum ya üff,zaten yazma
perilerim pek sık gelmiyo zaten
Napalım artık ben de böyle anlatayımda durumu kurtarayımJ
İşte tatili bitirdik,yine o zor derslerle baş baş başayım ya.
Neyse bu da güzel işte,hava soğukta olmasa,bi şöyle dolaşamıyoruz
ağız tadıyla
Burası aslında tam ders çalışma ortamı evde otur çalış saatlerce..
Yani beni zor günler bekliyor 15 hafta
Bu arada çok hoşuma giden bir öyküyü sizinle paylaşmak istiyorum;
Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
-Gel seni camiye götüreyim, dedim. Bugün Cuma biliyorsun.
-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi
-Biliyorum ama, sebebini gerçekten merak ediyorum.
-Ne bileyim olmuyor işte, dedi.Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar
diye endişe ediyorum.
Gayri ihtiyari gülmeye başladım.
-Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için cami terk edilir mi?
-Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.
Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir
başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.
-Peki, dedim.Hayatında hiç camiye gitmedin mi?
-Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim, dedi. Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak
diye herhalde endişe etmiyordum.
Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.
Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti.
Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.
Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra, kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen
gittim.
Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.
Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:
-Hani, dedim. Camiye gelmeyecektin?
Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut
içinde yatıyordu.
Not: (Cüneyt Suavinin Yeşil
elbise adlı öyküsü)
|