Hayata Dair Estanteneler

24/4/2007 - BİR HİKAYE...

Kategori: Hayata Dair

   Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar. Degisik konular üzerinde konuştular.

Birden Allah ile ilgili konu açıldı...
Berber: " Bak adamım, ben senin söyledigin gibi Allah'ın varlıgına inanmıyorum.
"Adam: " Peki neden böyle düsünüyorsun?
"Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dı
şarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı,bu kadar çok hasta insan olur muydu, terkedilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimse acı çekmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum...
"Adam bir an durdu ve dü
şündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki tıraş olmayalı uzun süre geçmisti. Adam berber dükkanına geri döndü.
Adam: " Biliyor musun ne var, bence berber diye birsey yok"
Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim
Adam: " Hayır, yok. Çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı."
Berber: " Hım mm... Berber diye birsey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?"
Adam: " Kesinlikle do
ğru! Püf noktası bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, o ne yapabilir ki?

İste dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!"

 

Alıntıdır…

 

Yorum (23) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/3/2007 - Yine Bir Gün...

Kategori: Hayata Dair

                                  

    Sabah erken kalkmanın garip bir mutluluğu vardı üzerinde.İlk düşünceleri ona yapması gereken sorumluluklarını anımsattı.Son günlerde hayata sıkıca bağlanmıştı.Hayatının farkına varamadığı yıllara inat.Mutluydu son günlerde,hem de oldukça çok.Çünkü hayatı ve yaşamayı seviyordu artık.

Kim bilir,böylesi olması gerekiyordu belki bir bakıma.

Herkesi seviyordu…

Ama bir şeyler hep eksik kalmıştı…

Her baharda her yeni aşk yormuştu.Artık sonbaharın ayrılıklarına aldırış etmiyordu yüreği.

Basit aşkların,mutlulukların yüzüne bakmıyordu.Hepsi yanı başındaydı aslında.Ama olmayan duyguların çığlığını duyardı bazen.İmkansızlığın cazibesine kapılmıştı bu kez yüreği.İçinden geçenlere kendisi de inanamıyordu.Adını koyamadığı bu duygu içini kemiriyordu,ve alışmıştı bu duruma.

Yine bahar gelmişti ama bu kez aşk istemiyordu,aşkların bittiğine şahit olan kalbi.Sevgi veriyordu tıklım tıklım çevresine ,karşılığını düşünmeden.Sevginin kutsallığına ve bakiliğine inanıyordu.Karşılıklı sevgisini ilerideki meçhul insana bırakarak hayatına devam ediyordu…

    Çalar saatinin tekrar çaldığını duyunca,şekerleme uykusunun tatlılığını hissetti.Yine yorgun birgün olacaktı,savaşmaya hazırdı zorlu hayatla.

                                                                                      AlpereN

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/3/2007 - Bugün benim doğum günüm:))

Kategori: Hayata Dair

     Merhaba arkadaşlar… Kusura bakmayın pek uğrayamıyorum bloğuma ama inanın ki bu dönem dersler çok fazla… Ancak onlarla uğraşıyorum.. Ama bu demek değilki hep ihmal edeceğim müsait olduğum anlarda elbette geleceğim.. Yaza kadar beni böyle idare edin artıkJ

 

     Eveeeet, bu arada bugün benim doğummm günümmmmmJ

Ya aslında kısaca anlatayım doğum hikayemiJ Aslında ben 29 şubat ta doğmuşum yani bu kadar olur 4 yılda bir çeken 29. ayın.. Amma velakin doğal olaraktan 1 mart olaraktan nüfusa geçirmişler… Ya işte böyleeeee… İyi ki doğmuşum yaaaa. Hayat yaşamak çooook güzelll….

 

     Şimdilik bu kadar benden arkadaşlar… Görüşmek üzere…

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/2/2007 - VE TATİL BİTER...

Kategori: Hayata Dair


                                       

  Uzun bir aradan sonra gelebildim çok şükür.Tatilim çabuk bitti bu sömestir hiç anlamadan,hersey tatilimi ablamın yanında 9 gün geçirmemle başladı

Daha ilk gelişimden itibaren sana da bir blog açalım diye diye ısrarlarına dayanamayıp Tamam aç bakalım bana da dememle başladı katılımım.Zaten yazı,şiir,günlük tarzı yazmayıda sevdiğimden çok iyi geldi aslında,çok beğendim.

Ama memleketime gidince,hergün bir arkadaşımla zaman geçirince ne yazı yazabildim,ne de  ilginebildim.Bir kaç tane yazmıştım onlarıda Erzuruma gelirken evde unutmuşum ya üff,zaten yazma perilerim pek sık gelmiyo zaten

Napalım artık ben de böyle anlatayımda durumu kurtarayımJ

İşte tatili bitirdik,yine o zor derslerle baş baş başayım ya.

Neyse bu da güzel işte,hava soğukta olmasa,bi şöyle dolaşamıyoruz ağız tadıyla

Burası aslında tam ders çalışma ortamı evde otur çalış saatlerce..

Yani beni zor günler bekliyor 15 hafta

 

Bu arada çok hoşuma giden bir öyküyü sizinle paylaşmak istiyorum;

 

Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
-Gel seni camiye götüreyim, dedim. Bugün Cuma biliyorsun.
-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi
-Biliyorum ama, sebebini gerçekten merak ediyorum.
-Ne bileyim olmuyor işte, dedi.Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.
Gayri ihtiyari gülmeye başladım.
-Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için cami terk edilir mi?
-Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.
Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.
-Peki, dedim.Hayatında hiç camiye gitmedin mi?
-Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim, dedi. Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum.
Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.
Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.
Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra, kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen gittim.
Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.
Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:
-Hani, dedim. Camiye gelmeyecektin?
Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu.

 

Not:  (Cüneyt Suavinin Yeşil elbise adlı öyküsü)

 

 

 

 

 




Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - Bazı değerler hakkında yorumlarım

Kategori: Hayata Dair

Maddiyat-Özgürlük-Bencillik

  Herkes kendi parasını kazanıp,kendi hayatını düzenlemek ve mutlu olduğu anları,işleri,davranışalrı yapmak ister.Peki bu bağlamda maddiyatın özgürlükle ilişkisi nedir?

Ya da bencillikle?

  Bir tarafta kişisellik söz konusu, peki bu doğru mu? Özgürlük nereye kadar? İstediğin zaman istediğini yapmak mı? İnsanoğlunun istekleri hiçbir zaman bitmez. Ve isteklerin karşılanması da bir noktadan sonra insanı mutlu etmez… İsteklerin karşılanması sırayla insanı tatminsizliğe götürür… Önemli olan ihtiyaçların karşılanmasıdır. Bu da mutluluk için yeterlidir.. Çünkü isteklerin sonu yok, ihtiyaçlarınsa sonu vardır…

  Günümüzde bencillik çok hadsafhada. Herkes, kendinin en iyi konumda, en çok para kazanan, en itibarlı kısımda olmasını istiyor. En güzel, en saygın,en zengin… Ve hırsla bu isteklerinin üzerine gidiyor. Sonuç şaşırtıcı belki isteklerini elde edebiliyorlar ama hepsinde mutsuzluk hakim…

Paylaşımcılık- Sadık- Maneviyat

  Bencilliğin karşıtını paylaşımcılık alırsak, yukarıdaki ifadelerin de birtakım karşıtlarını almış oluruz…

Maneviyat sadece iç dünya,vicdan,merhamet,duygusallık ve birçok benzerifadeyi barındırır.Maneviyat bence en önemli unsurdur.Maddiyat baki değildir,geçiçi olabilir,ölüm anında maddiyatı düşünemezsin,tek derdin manevi değerlerindir.Ruhumuzu canlı tutar,yaşama sevincimizi sağlar duygularımız…Para ise sadece araçtır.İnsan para olmadan da mutluluğu çok kolay yakalayabilir.

  Bir dağ manzarasını seyretmek, baharda çiçekleri koklamak, yeşil çimlerde yuvarlanmak, ya da bir kış günü sahilde ayaklarını suya değdirmek, bir insana yardım etmek, işte katkın olması, planın parçası olmak ve bir sürü şey…..

Ve elindekini paylaşmak…. Ne güzel şeydir bu.. Kibirli olmamak… İnsanı yücelten duyguların esiri olmak bir nevi mutlu olmak.

     Sadık olmak;çevrene,ailene,sevdiğine,sevdiklerine ihaneti yaşatmamak onlara,doğru olmaktır bu,dürüst olmak sade olmak sade olmak…

     Allah’a sadık kul olmaktır ibadetlerin amacı,namazı 5 vakit kılmak bile sadıklığın göstergesidir.Aksatmadan O’na karşı sadık olmak…

      Hayat gerçekten uzun değil,yıllar su gibi akar,yağmur gibi yağar.Islandıkça yaşlanırız işte…

Herşey de zamanın  da güzel…

Ve bu Dünya yalan…

Ama  yine de şu yalan dünyamızda kendi gerçeklerimizi bulup onlara sahip çıkmamız gerekiyor.

Onlar bizim huzur bulduğumuz vahalarımız olmalı..

Kimisi için ailesi,

Kimisi için sevgilisi,

Kimisi için yaradanı

Kimisi için yalnızlığı(iç dünyası)

Bunları bulduğumuz zaman kendimizi çok daha sakin,mutlu ve huzurlu hissedeceğiz.

(Arkadaşlar ilk yazım buydu biraz felsefik oldu ama ilerleyen günlerde daha keyifli,romantik,paylaşımlarım olacaktır.Biraz bekleyin daha çok yeniyim)

 

 

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Issız Adam

KaTeGoRiLeR

DoStLaR

gulcinkuju
arzumeyp
lebiderya
uzlet
Zeynep ÜSTÜNEL
bluepoison
karsinojen
~ ÇoCuK ~
beyazgelinciik
Blogcu Yardım
romantikmeyhane
herneysem
azadgulu
benhaladeliyim
mavikoridor
tolga83
akbuse
sessizciglik1
ozgurkardelen
bluedemon
bulunamayanadres
doymadimsana